Genel Bilgiler Fotoğraflarla Niğde Coğrafi Bilgiler
Tarihi Bilgiler Turistik Yerler Önemli Telefonlar
Doğa Turizmi Sağlık Turizmi  


Köşk Roma Havuzu

Roma Havuzu Niğde’nin 17 km. güneyinde Adana-Kayseri yolunun 1 km. solunda, yeşilliklerle ve meyve ağaçları ile çevrili Bahçeli Kasabasındadır. Roma mermer sanatının 23x66x2,5 m. Boyutundaki ender bir örneğidir. Tamamen toprak altındayken 1960 yılında tesadüfen ortaya çıkarılmıştır. Antik havuzun arkasındaki höyükte yapılan kazılardan çıkan geç neolitik döneme ait buluntular müzede sergilenmektedir. Gezginci Roma İmparatorlarının önemli bir mesire yeri olan Antik Havuz ziyaretçilerin kolay ayrılamadıkları bir yerdir.


Mehmet Paşa Kervansarayı

Külliyenin güneydoğu ucunda yer almaktadır. Yapı, halk arasında, Mehmet paşa camii veya Kışla Cami adlarıyla anılmaktadır. Evliya Çelebi Cami ile ilgili olarak “... En meşhur camii Koca Mehmet Paşa Camiidir Kubbeli ve minareli , avlusu mermer döşeli şirin bir camidir.” Demektedir. Camiinin inşa edildiği alan, Külliyenin diğer yapılarının inşa edildikleri alana göre daha az eğimlidir. 1960’lı yıllarda, Cami duvarlarının sadece mihrabın üst seviyesine kadar olan kısımları ayaktaydı.Yapı, 1969 –1970 ve 1977 yıllarında, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yeniden inşa edilircesine onarılmıştır. Kuzey, Güney ve Batı duvarlarında köşelerde mihrap hizasında yer alan, payandayı andırır çıkıntılar arasında kalan kesimlerde temelden itibaren merdiven basamakları gibi iki rıht yükselen ilk yapıya ait kesimde, onarım izleri açıkça görülmektedir.


Hüdavent Hatun Türbesi

Niğde’nin ve Selçuklu sanatının nadide eserlerinden birisidir. Sekizgen planlı ve üzeri piramit şeklinde örtülmüş olan bu küçük abidenin bir eşine daha memleketimizin hiçbir yerinde rastlanmamıştır. Türbe Keyhüsrev II.’nin oğlu Rüknettin Kılıçaslan IV’ün kızı Hüdavend Hatun tarafından 1312 tarihinde yaptırılmıştır. Türbenin doğuya açılan bir kapısı ve üç penceresi vardır. Sekizgen planlı gömeçli bir silme ile biten bir üst temel üzerinde, grift geometrik desenlerle süslenmiş yine sekizgen planlı gövde yükselmektedir. Yüzlerde pencerelerin üstünden itibaren gömeçli çelenk şeklinde bindirmelerden meydana gelmiş korniş onaltıgendir. Kornişin üzerinde ise  tepeye doğru hafif bombeleşen sekizgen prizmal bir külah yeralmaktadır. İçtende sekizgen olan salonun üzeri yarım daire şeklinde bir kubbe ile örtülü olup, güney duvarında bir de mihrabı vardır. İçerisinde üç mezar taşı bulunan salonun tabanında muhtemelen bu  mezarların bulunduğu bir mahzen yeralmaktadır. Binanın bezemesi fevkalade güzel ve önemlidir. Köşelerdeki sütunceler ve üst kornişte son derece değişik konularad sitilize edilmiş, sarmaşık saplar, çiçekler, yapraklar bulunmaktadır. Pencere üstünde insan başlı kuşlar ve çeşitli hayvanlar kabartma olarak oyulmuştur. Bir yerde bir arslanın karşısında ürkek bir ceylan, başka bir yerde kemere göre simetrik kanatlarını açmış çift başlı bir kartal (Selçuklu sembolü) vekornişe geçen gömeçli bindirmelerde geometrik desenler, Selçuklu Türk sanatının zarif ve incelik dolu örnekleridir.


Alaeddin Camii

Alaeddin Camisi, büyük Selçuklu hükümdarı Sultan I. Alaeddin Keykubat zamanında yaptırılmış. Alaeddin Camisi'ni yapan taş ustası, sevgilisinin resmini giriş kapısına işlemiş, inanışa göre, burayı yaptıran beyin kızına aşık oluyor taş ustası. Kızı istiyor, vermiyorlar. 0 da aşkını taşa işliyor. Taç başlı kadın işlemesi işte böyle bir hikaye sonucunda ortaya çıkıyor. Yaz aylarında öğleden önce görülebilen, başında taç olan, saçları lüle lüle bir kadın çıkıyor ortaya.


Sungurbey Camii

Sungurbey Camisi İlhanlılar Devrinde Niğde Valisi bulunan Sungurağa tarafından 1335 tarihinde yaptırılmıştır. Cami 18. yüzyılın ortalarında büyük ölçüde değişikliğe uğramıştır. Eski halinde üçerden iki sıra halinde ayaklarla (sütun) uzunlamasına üç sahna ayrılmakta idi ve yan sahınlar yıldız tonozlarla örtülü olup, orta sahın üzerine pencereli dört kubbe bulunmakta idi.  Caminin doğusundaki ana portalde bir çift minare mevcuttu. Yangın sırasında caminin kubbeleri dağılmış, bunları destekleyen ayaklarla birlikte yıkılmıştır. Bugün bu ayakların yerine dört sıra ağaç direkler konulmuş, üzeri alçı ve harçla sıvanmıştır. Caminin üstü ise oluklu kiremitlerden bir çatı ile örtülmüştür.



  Kaynak: www.nigde.gov.tr